Kayıtlar

YAŞAMIN ANLAMI NEDIR?

Resim
Yaşamın anlamı nedir? Bu sorunun olasılıkla sonsuz tane yanıtı vardır. Ama sonuçsuz sonsuz yanıt... Daha da önemlisi sonsuz yanıtlı bir sorunun, sonuçsuz kalması bizi ürkütür. Aslında bu soruya yanıt olabilecek bir çok şey söylenebilir. Zaten söylenmiştir de. Annemiz babamızdan başlayarak, çok bildiklerini düşünen öğretmenlerimiz, çevremizdeki herkes. Bilgeler, gurular, din adamları, sanatçılar aklınıza kim geliyorsa. Herkesin kendine göre iyi bir nedeni var oysa. Haklı gerekçeleri, inançları... Kim bildiğini söylüyorsa zaten bağnazlık içerisindedir. Oradan uzaklaşmalı, kaçmalı koşarcasına. Aklını bağnazlıkla, boş inançla doldurmayan kişiler - aydın nitelikli insanlar- olasılıkla bu soruya daha bir olumlama ile yaklaşırlar. Ümitlidirler. Bir yanıt bulunacağı ümidi yaşama bağlar işte bu kişileri. Ama paradoksal olarak, bir yanıt bulamayacağını bilmelerine rağmen bu  aydın nitelikli insanlar bu sefer kendileri "belki"li cümleler kurarak kendi olumlu dü...

PUTLARIMIZ ÜZERINE

Resim
Drava Nehri üzerindeki köprüde  asılı kilitler... Çevremizde ne çok put (kutsal) var. Insan kutsallık duvarıyla çevrelenmiş. Durkheim'in bakış açısıyla "kutsal olan ve olmayan" ayrımını yapıyoruz sonra kutsalı oluşturup, yüceltip, saygı gösteriyoruz. Sonuçta putlaştırıyoruz. Onun ulaştığı sonuç dinler insan zihininin ürünüdür. Yani önce kutsal olanların belirlenmesi sonra bunların organize hale getirilmesi söz konusudur. Din kolektif bir bilinç gerektirir. Durkheim'e göre din kutsal bir yaratıcıya değil de kutsal şeylere inanmaktır. Öyle olmasaydı Tanrı'dan başka hiçbir kutsal şey olmazdı. Binlerce yıl sonra, en ilken kabileden bu güne değişen hiçbir şey yok. Nichzsche ne güzel söylemiş: Gerçeklikten fazla put var dünya'da ; budur benim "kötü bakışım " bu dünyaya (Putların Alacakaranlığı) 07.07.2017 Mustafa Yavuzer

YEŞIL ELMA

Resim
YEŞİL ELMA gülünç hikayeler anlatıyor tv yaşlı bir adam,elinde bir kitap bilmem kaç senelik hayatında tecrübelerini anlatıyor gözlerdeki yaşlar umurunda mı? ya çevre sorunsalı bir elma verecekler bana yeşil bir elma kızarır mı güneşte bilmem sonra parasını isteyecekler diğerleri için daha da çok Yıllar önce televizyonda izlediğim bir hukukçunun konuşması üzerine bu şiiri kaleme almıştım. Adam iyi niyetliydi elbette. Çok tecrübeli olmalıydı ki, Türkiye'de konum olarak önemli bir yeri vardı. Her neyse önemli olan kim olduğu ve konumu değil. Sorun öyle veya böyle bizlere sürekli olarak öğütler verilmesi. Hem de yapmamız yönünde öğütler verilmesi. Iyi niyetli öğütler bile hiçbir işe yaramayacaktır. Bu bir zorlama. Daha da ötesi bir zorbalık. Hayatımız bu zorbaların, zorbalık arzularının tatmini ile geçiyor. Sürekli bizi sömüren,bizim olmamızı engelleyen toplumsal zorunluluklar. Her tecrübe  kişiye özeldir ve onu eğitmiştir. Elbette değerlidir. Ama z...

ÖNYARGI ÜZERINE

Resim
Hepimiz kabullensek de kabullenmesek  de önyargılarla yüklüyüz. Kendimizi eğitmeye çalışmamıza rağmen bunlardan kurtulmak çok zor. Bazıları önyargılarını savunma aracı olarak kullanırken, bazıları ise saldırı amaçlı kullanır. Önyargılar dünyamızı yönetir bizimle birlikte yaşarlar. Francis Bacon'a(1561-1626)  göre hayatımızda bir çok önyargımız vardır. Bacon önyargıyı "put" terimi ile tanımlar. Ona göre dört çeşit put (önyargı-kalıp) vardır. Bunlar soy, mağara, çarşı ve tiyatro putlarıdır. Soy putları doğuştan gelen, doğamızda var olan önyargı ve kalıplardır. Mağara putları ise duyum ve algımızdaki eksikliklere bağlı oluşurlar.(Platon'un mağara alegorisini hatırlayın) Bir nevi yetersizliklerimize bağlıdır. Çarşı putları ise gündelik hayata, sosyal ortama, iletişime, kültürel ilişkilerimize bağlıdır. Buradan yerleşmiş kalıpları alırız. Tiyatro putları ise sorgusuz sualsiz kabullendiğimiz otorite, lider vb davranış, söz ve bağlılıkları ifade eder....

NASIL KENDİMİZ OLACAĞIZ?

Resim
Nasıl kendimiz olacağız? Bu akşam dini bir gece olması nedeniyle Facebook'ta dönen mesajlara bakarak bu soruyu sormak istedim kendime. Kendimizi İnsanlarla konuşan Tanrı'nın vahyinde mi arayacağız yoksa aforizmaları ile ünlü düşünürlerde mi? Bu bizi kendimiz yapar mı? Savaşın, vahşetin, sokırımın nedenlerini bilmek bunları sonlandırabilir mi? İşte binlerce yıldır sonlandırmıyor. Suriye'de, Irak'ta cocuklar ölürken, kolları koparken bu vahiyler, aforizmalar bunları nasıl önleyecek? Oysa biz ne kadar da kindarız. Öfke duyuyoruz, Savaşıyoruz, Yok ediyoruz, Kin kusuyoruz. İnsanların arkasından konuşuyoruz. Yüzlerine gülerek. Nasıl kendimiz olacağız? Minibüste kadına yumruk atarken, şort giyen kızlara minik beyinlerinde "küçük orospu" derken, kafa keserken, Ortadoğu'yu sömürürken, her terör saldırısından sonra "terörün dini yoktur" derken. dünyanın sorunları dururken simülasyon evreninde kapitalizmin şehveti, tüketim çılgı...

KAMUNUN DÖNÜŞÜMÜ

Resim
Wikipedia'nın yasaklanması başlı başına bir aymazlık. "Ama" diyerek mazeret üretilmesine karşıyım. Yarın "ama" diyenlerin sesini "ama demeyenler" kısarsa ne olacak? Hepsi öyle veya böyle demokrasi sığlığı. İktidara yakın duranlar böyle bir olayı görmezlikten geliyorlar hala... Aslında bu olayın kitapları yasaklamak veya yakmaktan hiç bir farkı yok. Özgür bir ansiklopediye erişimi yasaklıyorsumuz. Kaldı ki bu ansiklopedinin çok hatalı bilgiler içerdiğini hepimiz biliyoruz ama konu bu değil. Benzeri Aydınlanma Çağı'nda Diderot ve d'Alembert'in Ansiklopedi'sinin de başına gelmedi mi? Karanlık çağlar geçse de varlığını sürdürüyor. Karanlık her yerde,ülkemde. Baskı ve yasaklama her yerde, ülkemde. Zaten halkın büyük bir çoğunun Wikipedia'ya girdiği yok. Tanışmayan da çoktur. Kimin umurunda :( Ama konuyu başka bir noktaya götürmek istiyorum. Kamunun dönüşümüne... Aklıma bu konuda kamunun nasıl dönüştüğünü anlata...

YABANCILAŞMA

Resim
Marx, tarihi üretim süreci (üretim araçları) ile başlatır. Marx ve Engels üretim süreci, üretim araçları, üretim ilişkileri, üretim tarzı ve özel mülkiyet vb kavramlar üzerine Diyalektik Materyalizm, Bilimsel Materyalizm ve Diyalektik Tarilselciliği oturturlar. İnsanın üretim sürecine başlaması aynı zamanda onun  doğadan, kendisinden, diğer insanlardan ve varlığından yabancılaşmasına neden olur. Yabancılaşma kavramı buradaki anlamıyla ilk defa Marx tarafından ele alınmıştır. Doğaya yabancılaşma: İnsan üretim sürecilen başlamasıyla birlikte diğer canlılardan farklı olarak doğaya karşı yabancılaşmış, onunla mücadele eden bir kimliğe bürünmüştür. Gelinen noktada çevresel tahribat, kirlilik ve acımasızca doğal kaynakların sürekli daha fazla üretim ve tüketimi bu yabancılaşmanın boyutunu ispatlamaktadır. Kendinden yabancılaşma: Üretim süreciyle emek alınıp satılan bir nesne haline dönüşmüştür. Yaşamı artık kendisinin değil, nesneye aittir.  Çalışma ve üretim artık ki...